
ilk entry futbol olacakti...tembelligin daniskasi oldu ama bu... gecen ay flyingdutchman'de yayinlanmisti bu yazim. ufak degisiklikler yapmislardi. ilk kizmistim degistirdiler diye ama sonra hak verdim. ona koyduk bunu miktikleri cikartmislar haliyle... insanda biraz heves olur ilk yazi icin... heves var ama zaman yok su an ne yazik ki... copy-paste'liyorum direk... hatta mezarciliga doymuyorum ve ucanhollandali'nin koydugu ataturk stadi resmini de koyuyorum...
Saat 8'deki maç için 19:15'te Reyhan'ın önünde buluşuluyor. Herkes normal giyinmiş, adeta sinemaya gider gibi. Biraz yürüyoruz, İzmir'de artık akşamları trafik var. Taksi bulmak çok zor değil, fakat kolay da değil. 10 dakika sonra çoook uzaktaki Atatürk Stadı'ndayız. Maç bileti 20 milyon. Keşke kombine alsaydik bu maç için. Bileti aldıktan sonra görduk ki, içeride satılıyormuş...Altay kapalı tribün kombinesi 150 milyon. Senede kulübe 3 milyar versen limuzin kiralarlar herhalde diye düşünüyor insan.3-4 dakikada bilet aldıktan sonra hiç durmadan, sıra beklemeden çok çabuk aranıp tribünün kapısına kadar geliyoruz. İçeri girişte sıra yok. Koskocaman, 80 bin kişilik Ataturk Stadında en fazla 10 bin Altay'lı var. Altay'a 10 desek, 8 bin Karşıyaka'lı vardır herhalde diye düşünüyoruz. Maksimum 17-18 bin kişi... "ulan oyna Alsancak Stadı'nda" diye söyleniyorum...
Altay 3-0 mağlup etti Karşıyaka'yı. 2. yarının başında kırmızı yeşilliler doğrudan kırmızıdan 10 kişi kaldı. Ben hayatımda ilk defa Altay'a karşı bir adamın direk kırmızı kart gördüğüne şahit oldum. Bu arada bizim Levent amca, Levent Tanık Altay'ın menejeri... Kulübeden çıkıp yürüyor, göbeği kendisinden bir adım ileride...Acaip olmuş...Altay'ın kadrosunda 2 Brezilya'lı var. Biri oynadı. Thiago. Orta sahada oynuyor. Brezilya plajlarında çok çocuk vardır böyle. Şehmuz abi Altay'ın olayı. Forvette tabir-i caizse tam halısaha çıyanı gibi... (copyright AYI) Önune atıyor, koşuyor, omuz omuza gidiyor kanatta... Maçın hemen 3. dk.sında Karşıyaka defansının bariz hatasıyla karşı karşıya kaçırdığı golden sonra gelişen bir diğer atakta arka direkte golünü attı. İlk yari genel olarak bir hayli iyiydik. Son dakikada korner oldu."Atsak ne guzel olur bitmeden" dedim ve güm diye Merter kornerden güzel bir kafa vuruşuyla ilk yarıyı 2-0 bitirdi. Bu arada biz herkesin ismini arkamızda oturan taraftardan öğreniyoruz. Mücadele oturarak gayet rahat bir şekilde izlendiği icin genel olarak muabbet güzel. İkinci yarı Karşıyaka 10 kişi olmasına rağmen daha iyi olan taraftı ama Altay 89. dakikada gelen bir kontratakta üçüncüyü buldu ve maçı bitirdi.
Mactan çıkmak gayet raha oldu. Taksiler zaten sağ şeritte durak olmuş durumda. Bu sefer trafik de yok. Çevik kuvvet ve atlılardan oluşan süvari grubu bekliyor bizi dışarıda... Taksine atlayıp 5 dakika sonra evindesin.
Resmen İngiltere Division 1'de maça gitmişim gibi hissettim. Bu mac, büyük ihtimal Altay'in bu sene en fazla seyirciye oynayacağı maçtı... Yazık... Herkes bir şekilde istediği takımı birinci lige çıkardı.Bu sene de keşke Altay çıksa. Belediye çıktı, Kasımpaşa çıktı... Daha neler çıkmıştır hatırlamıyorum. düşmüştür de, benzeri oyunlarla, o apayrı bir konu.
Maça gitmenin en onemli yönü bu kadar hadisesiz bir şekilde gidebiliyor olmamız tabii ki. Bir de çocukluktan birazcık kalan, fakat bu kadar uzun süre sonra maça gidince bir anda yeşeren Altay sevgisi. Ulan Altay bu sene Süperlig'e çıksın, Alsancak evden karşıdaki eve bayrak geriyorum... Bir de bu kadar GS taraftarı olup, sevip başka bir takımı desteklemek çok garip geliyor adama. Bir kere siyah-beyaz. Ama rahatsız etmiyor. En azından sarı-lacivert değil. O zaman olmazdı zaten. Yani mantıklısı, Çoğu İzmir'deki GS'lı gibi tuttuğum takımın Göztepe olması gerekirdi. ama Göztepe'den ziyade Alsancak, kendi semtinin takımını tutuyor olmanin duygusu daha iyi gibi. Tabii ki bunu değiştirmenin hiç bir imkanı yok. Ne olacak bundan sonra GS maclarını izlemeyip Altay deplasmanına mı gideceğiz. Olmayacak tabii bu. Ha tabi Altay deplasmanına gidebiliriz, abuk subuk bir yer olmadığı taktirde. Ne bileyim Antalya'ya play-off finaline gitmek eğlenceli olabilir. Ama asla GS'dan önce gelemez. Değiştirmek mümkün değil bunu. Peki biz neden acaba İstanbul takımlarını tutuyoruz? İngiltere'de en güzeli olan yerel taraftarlık ruhu yok? Tabii bunun ülkenin çıkaracağı şampiyon sayısını artıracağı da kesin. Bence Trabzon'un 2-3 tane daha, en fazla 4 tane daha sampiyonlugu olurdu... Objektif bakmak gerekirse, Altay'dansa Goztepe'nin sampiyon olmasi daha kuvvetli bir ihtimal. Goztepe'nin seyirci potansiyeli gercekten cok accaip... Ankara'dan max. 2 takim, Karadeniz'den Trabzon disinda 1 tane daha cikardi belki... Ama bu kdr... Kolaya kaciyoruz kolaya... Yapacakta hicbir sey yok tabi artik...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder