23 Kasım 2008 Pazar

issiz adam...


ilk olarak cagan irmak acisindan cok cok iyi oldu film. her filmi ses getiriyor. turk sinemasi ztn cagan irmak'i kazanali seneler olmustu. fakat bence oraya cikmaktansa, orada kalabilmek daha zor... cagan irmak daha uzun seneler piyasada ses getirecegini ispatladi.

filme hic gitmek istemiyordum. icimde en ufak bir merak yoktu. ama insanlar, arkadaslarim ve net kafama oyle bir soktu ki. artik gitmek zorundaydim. gidip gorup noldugunu bilmem lazimdi ne yazik ki.

cagan irmak'in sinemasi git gide bir formule oturuyor... ayni hint sinemasinin bir zamanlar 3 dans ve 5 sarki sekansindan ibaret olmasi gibi. seyirciyi o "son"larindan birine hazirliyor ve amac tamamen seyirciyi bozuk ve afallamis bir sekilde disari cikartmak. bir sonraki filminin bu kaliptan kurtulacagina eminim. kurtulmazsa yazik olur artik.

sahsen, cagan irmak'in senaristligindense yonetmenliginin daha iyi oldugunu dusunuyorum... yonetmenlik bakimindan cok komplike olmayan, ama filmi film yapan ogeler kullaniyor. yatakta ot ictikten sonra ayaga kalkinca kullanilan carpik kadraj, ada "sadece uyuyacagiz ama" dedikten hemen sonra yatakta baslayan sahne, yemek yerlerken konusmamalari fakat bizim voice over duymamiz, requiem for a dream'deki gibi steadycam surata cevrili bir sekilde yuruyus sahnesi ve aklima gelmeyenler... bunlari ilk yapan kisi cagan irmak degil. ama bunlar filmi zenginlestiren onemli ogeler ve ayrica ilk yapan kisi olmak zorunda da diil. diger yonetmenlerde 2 gram bunlara kafa yorsa, cekilen cogu turk filmi daha derli toplu olur.

senaryonun kotu oldugunu dusunmuyorum. ama diyaloglar... ahhhh ahhh... beni benden aldi. ilk olarak 2 adet bas karakterimiz var. bunlardan birisi ada, digeri alper. her ne olursa olsun, bu iki karakter sevgili olsunlar, arkadas olsunlar, dusman olsunlar, kardes olsunlar, konusma tarzlari birbirine yakin oldugu taktirde negatif bir hava verir. ada daha entellektuel alper'le karsilastirinca. o yuzden ada o tarz, derin diyelim, diyaloglari daha iyi tasiyor. ama alper... ilk olarak alper'e hic yakismiyor. ve ikiside birbirine benzer tarzda derin konusmalar yapinca daha da batiyor... en azindan benim icin... film kliselerle dolu. ama ztn kliselerle dolu olmayan bir ask filmi olmaz. cunku milyonlarca filmde islenmis bir konu bu. ama gidip bas karakteri bir ask filminde asci yapma artik ya... ada'nin meslek seciminde gosterilen ozen alper'de gosterilmemis ne yazik ki. bu konu hakkinda alper karakteri uzerinde cok cok daha fazla calisilmis o ayri. ama iste bir ask filminde cok super yemek yapan, karsisindakini yaptigi yemekle buyuleyen bir asci oldugunda hicbir anlami olmuyor. uyduruyorum, rezalet yemek yapan ama restorani cok iyi is yapan bir asci olsaydi alper, bence cok daha enteresan olurdu. ada ne ara alper'e asik oldu onu hic anlayamadim. bir aksam uyuyamadi... ordan mi anlamamiz lazim? ben regl sancisi yuzunden uyuyamiyor sandim. megersem cok asikmis... alper'in ada'yi cat diye birakmasinin tek nedeni yonetmenin seyirciyi afallatma cabasi. alper her ne kdr problemli bir kardesimiz olsa da bana hic ama hic inandirici gelmedi. filmle ilgili en kotu sey, daha dogrusu korkunc, ada'nin evinde sevismeleriydi. ada, o sahnede alper'in icindeki sapkin kisiyi disari atti. bir nevi seytan cikartmak gibi birseydi. ada'nin diyaloglari korkunc rahatsiz etti beni... "suratima bak, kendini gor" vs. alper'in bu problemlerinden 2 dk.lik seksle kurtulmasi apayri bir mevzuu...

film basarili. hemde cok basarili... cagan irmak'in bundan sonra cekecegi en azindan 3-4 film icin hicbir finansman problemi yasayacagini sanmiyorum. hem kendi parasi vardir herhalde gisede bu kdr basarili filmlerden sonra, hemde sponsor veya yapimci bulmakta zorlanacagini sanmiyorum. en onemli dilegim, bundan sonraki filminin sonda seyirciyi aglatmak saplantisiyla cekilmemesi...

erdem, aslanim, ne demek istemistin bu filmle ilgili hakkaten anlayamadim...

4 yorum:

shadowboxer dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
shadowboxer dedi ki...

onca övgü dolu yorum ve sinema sitelerinde bol keseden verildiğine şüphem olmadan bakarken bile 9/10'ları gördükçe içime dolan merak sonrasında yine de gitmeyecekken bir de üzerine çok uzun zamandır görüşülmemiş bir arkadaşın "bak kitapçıda tanışıyorlarmış" demesi üzerine, daha fazla uzatmadım gittim filme. bilmem inanır mısınız, ağlayarak çıkanlar bile vardı, beklentilerin hangi yönde olduğu ile ilgili sanıyorum bu duygu seli. neyse şunu diyeceğim, fikrime en yakın yorumu okudum az evvel, lakin filmin başarısı hususunda aynı fikirde olamayacağım, kastedilen şu olabilir elbette; gişe başarısı ya da çekim başarısı. ama dediğiniz gibi diyaloglar ne olacak? o adamın üzerine oturamamış upuzun ve devrik cümleler kurma çabası sonucunda özellikle ilk 15 dakika boyunca "allah allah" dedirten yapmacıklık ne olacak?

başarı derken?

tahir durten dedi ki...

basari derken soylemek istedigim gise basarisi tabi... ve belki su sekilde dusunmek lazim... bu filme kac kisi gitti? uyduruyorum 10, kac kisi cok cok begendi? 7-8 diyelim... yani cogunluk begendigi icin genel olarak bakildiginda basarili bir film olarak degerlendirebiliriz. ha ben kesinlikle diger 2-3 kisinin arasindayim o ayri...

Mathy dedi ki...

müziklerini es geçmişsiniz ama yorumlarken...bence beğenileri önemli derece etkiliyor, nil burak yeniden gündemde mesela...nerede o eski şarkılar azizim, ahh ahhh..."sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika..."filmden test ettik, onayladık mesela. :)